top of page

Bireysel terapi ve süpervizyon üzerine düşünceler

Güncelleme tarihi: 27 Oca 2024

Bireysel terapi ve süpervizyonun terapistler için önemini hiç düşündünüz mü? Bu ilginç soruya bir yanıt için bir yolculuğa çıkalım.


Bir terapisti, yalnızca kendi öznelliği ile odada bulunan bir kişi değil aynı zamanda hastanın dünyasının içsel temsillerini de yansıtan çok yönlü bir prizma olarak hayal edin. Analitik bir yaklaşıma sahip terapist, hastanın aktarım deneyimlerine ve yansıtmalı ürünlerine bağlı olarak hem dışsal hem de ruhsal gerçekliklerle bağlantılı nesne veya kısmi nesne temsillerini yoğunlaştırır. Hasta, zihinsel ve duygusal işleyişte tıkanıklar yaşadığından bu durum, çalışmanın malzemesini oluşturur. Analitik terapide, ruhsallık dışına atılanların geri dönmesi ve kişinin ruhsallığına entegrasyonu için hastanın zaman zaman gerilemesi beklenilir. Gerilemeye neden olan yaşantıların çalışmaya açılması elzemdir,


Psikanalitik bir çalışmada, hastanın geçmiş aşk nesnelerinin temsili olarak terapist, hasta ile çalışmasında, geçmiş ilişkilerin çözülmemiş çatışmaları, doyurulmamış ihtiyaçları ve yasaklı arzuları ile karşılaşır. Terapist aynı zamanda hastanın sahiplenmediği ve kendi ruhsallığından böldüğü parçaların da bir alıcısı konumundadır. Dolayısıyla, bu parçaların somutlaştığı kişi olarak terapist, haset, öfke, nefret gibi zorlu duygularla da karşılaşır.


Seanslar ilerledikçe terapist, hastanın kendi ruhsallığından böldüğü anlama, araştırma, yorumlama, neden-sonuç ilişkisi kurma gibi zihinsel işlevlerini de üstlendiğini fark edebilir. Ayrıca aldatma, kandırma, manipülasyon gibi davranışlar terapiste atfedilebilir veya kabul edilmeyen arzular, kişilik parçaları veya aşağılanma, küçümsenme, suçlanma gibi işlenememiş travmatik deneyimler nedeniyle terapistin ilettikleri saldırı gibi algılanabilir. Suçluluk, sorumluluk, yetersizlik, terapistin hasta ile ilişkisinde deneyimleyebileceği diğer duygulara örnek olabilir.


Terapistin özel konumu, hastanın aktarımlarına ve yansıtmalarına karşı duyarlı olmayı ve bunları olabildiğince en kısa zamanda fark edip çalışmaya açmayı gerektirir. Hasta ve terapist arasında tekrarların, yeniden canlandırmaların, çıkmazların olması beklenilir. Kısa bir süreliğine terapistin hastanın yansıtmalarıyla özdeşleşmesi, çalışmanın gidişatı ve hastanın ruhsal yaşantısının kapsanması için önemli ve gerekli görünür. Ayrıca seanslara getirilen ilişki deneyimleri, hastaların terapisti deneyimle biçimine dair bolca malzeme verirken, bu deneyimlerdeki karakterlerin nitelikleri, hastaların bölüp yansıttığı, inkar ettiği parçaları olarak ele alınabilir.


İnsan öznelliği ve ilişkiselliği karmaşık olduğundan terapistin, ruhsal açıdan hastadan daha olgun bir seviyede olması ve analizinden geçerek kendi kör noktalarına, ruhsallığında kapsayamadığı duygulara, kabul edilir bulmadığı taraflarına aşina olması beklenir. Bu aşinalık olmadığında, çalışmada çıkmazlar, tıkanmalar ortaya çıkar ve terapist ile hasta, ne yaparlarsa yapsınlar çalışmanın ilerlemediğini hissederler. Terapistin kendinde çalışmadıkları ve işleyemedikleri hastanın iletmeye çalıştıklarını çalışmaya açmamasına neden olabilir.


Terapist kendisine dair bir şeylere kör kaldıkça hastanınkileri de görmekte zorlanır. Ayrıca terapistin, hastanın eylemlerini, bireysel olarak kendisine yapılan şeyler gibi deneyimleme riski vardır. Terapist, seans odasında kendi öznelliği ile bulunsa da hastanın ilettikleri, kişisel olarak algılanabilecek şeylerden ziyade onun nesne ve kendilik tasarımlarına dairdir. Tabii bu, hastanın terapiste ilettiklerinin dış gerçeklikten pay almadığı anlamına gelmez. Bu nedenle terapist, bir başkasının zihni aracılığıyla kendi kör noktalarını fark etmekten ve bunları zihinselleştirerek yönetmekten sorumludur.


Hastanın içsel temsilleriyle içe içe geçmemek ve onun fantezi ürünlerini, dış gerçeklikten ayırabilmek için terapist, öncelikle kendi ruhsal gerçekliği ile ve dış gerçeklikle temasını kurmaktan ve sürdürmekten sorumludur. Bireysel terapi veya analiz, terapistin danışan-hasta konumundan tarafsız birisine konuşma ve süreci deneyimleme gerekliliği açısından önemli bir role sahiptir. Buna ek olarak hasta takibinde, gerektiğinde hasta ve terapist arasına girecek tarafsız bir göz ve kulak olarak süpervizörün büyük bir katkısı vardır. Akran süpervizyonu da ihtiyaç duyulan desteği sağlamakta önemli bir yerdedir.



 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page