İşte şimdi ayrılık zamanı: Covid-19 ve karantina
- Dilek Akbaş

- 28 May 2020
- 1 dakikada okunur
‘ Adres yanlış diye gönderilemediği, benim değil yan komşunun denilemediği noktada artık açıp içine bakmanın gerekliği kılındığı bu paketler karşısında düşünmek gerekiyordu; bu kimin gerçekliği, kimin düşlemiydi ? ‘
Bebeklik yıllarından itibaren birçok ayrılık ve kayıp yaşamaya başlıyoruz. Doğum ile beraber ayrılıklarımız ve kayıplarımız başlıyor. Annenin rahminden ayrılıyoruz, bizi besleyen, hayatı tattırmaya başlayan memesini kaybediyoruz, ilk sevgi nesnemizi baba dolayısıyla kaybediyoruz ve sonra yetişkinlik döneminde bu ilk sevgi nesnesinin bize sunduğu cennete tekrar ulaşmak adına anne ikamesi olarak hayatımıza giren kişilerden ayrılıyoruz.
Kayıplar ve ayrılıklar hayatımızın bir parçası ve benliğimizi inşa eden olgular oluyor. Her kaybettiğimiz bizde bir iz bırakıyor. ‘Kaybettiklerimiz ve biriktirdiklerimiz’ kadarıyla biz oluyoruz, büyüyoruz, gelişiyoruz. Tabi kaybettiklerimiz bunlarla sınırlı kalmıyor. Çeşitli toplumsal felaketlerde, salgınlarda, savaşlarda güvenlik,sağlık ve içsel huzur duygumuzu da kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyoruz ve bu tür zamanlarda bazen geçici bazen de kalıcı olmak üzere sevdiklerimizden, işlerimizden ayrı kalma durumunda kalıyoruz. Tüm bunlar bir önceki ayrılıkları ve kayıpları tetikleyebiliyor ve korku, kaygı, çaresizlik, yalnızlık gibi duygulara neden olarak bizi bir kaosa sürükleyebiliyor. Dışarıdaki kaos, içimizde bir kaos yaratabiliyor ve dış dünyada yaşanmaya devam edenler kaotik içsel dünyamızda daha da korkutucu, tehlikeli olarak algılanabiliyor.
Şimdilik geçici olarak gözüken ayrılıkları ve kayıpları kendi öznelliğimizde nasıl deneyimliyoruz? Panik ve dehşet içerisinde oradan oraya hareket edip ya da yerimizden kıpırdamayıp dağılıyormuşuz gibi mi hissediyoruz yoksa tüm yaşananlar üstüne düşünüp hissettiklerim, düşündüklerim ve yaptıklarım benim hakkımda ne söylüyor olabilir diye anlamaya mı çalışıyoruz?
Yorumlar